15.12.2010

Iki kardes

Canlar, gelin size bir hikaye anlatayim. 

Cok eski zamanda mütevazi bir hayati yasayan bir aile varmis. Bu ailenin iki delikanlisi varmis. Ali ve Veli. Cocukluktan beri her kavgaya beraber girer, beraber dayak yer ve beraber dayak atarlarmis. Kavga sonralari yaralarina karsilikli pansuman yapip, birbirlerine derman olurlarmis. Birbirlerinden cokta farkli olmayan bu iki kardesin en belirgin özellikleride yüreklerinin sesini dinliyor olmalariydi…

Bir gün bu ailenin yanindaki eve yabanci uyruklu bir aile gelir. Yeni komsularina sicak davranir bizim mütevazi ve iyi niyetli aile. Bu ailenin sarisin, mavi gözlü, cok güzel bir kizi varmis. Ali´de Veli´de kizi begenirler ve ikiside flirt etmeye baslarlar. Kiz ise ikisini birbirine düsürme pesindedir. Onun icin her sey bir oyundan ibarettir. Ali ile bulustugunda ona Veli’nin Ali hakkinda kötü konustugunu, kücük kardes olmaktan biktigi icin Ali’yi düsman gibi gördügünü ve ondan kurtulmak istedigini söyler. Ali kizin gözlerinin büyüsüne kapilip, kizin tüm dediklerine inanir ve icinde kücük kardesi Veli’ye karsi öfke beslemeye baslar. Veli´nin aileyi ikiye bölecegini düsünür ve ona karsi sert tavirlar gösterir. Onun gözünde Veli artik bir sorundur. Ailenin bölünmemesi icin Veli sorunu hal olmalidir. Veli bunun sebebini anlamaz. Komsu kiz ona Ali´nin onu kiskandigi icin ona karsi kötü davrandigini söyler. Veli agabeyisinin haksizligina ugradigini benimser ve onunla kavga etmeye gider. Ona göre agabeyisi gibi ona zulüm eden biri ile ayni evde kalmak artik imkansizdir. "Hep onun yanindaydim, hep ona yardim ettim. Beni nasil yok sayar" diye düsünür. Öfkelidir. Tipki Ali'nin öfkeli oldugu gibi. Iki kardes artik beraber baskalarina karsi degil, birbirlerine savuruyorlardi yumruklarini. Kiz ise onlari seyredip, gördügü manzara ile eglenir. Iki kardesin birbirine olan sevgisi öfkelerinin gölgesine saklanmisti.

Hikayenin sonunda ne mi oldu?
Hikaye daha sonuclanmadi.  
Nasil bir son olacagi bizim elimizde. 
Bazilarimiz Ali, bazilarimiz Veli. 
Kardes dedigimize öfkeliyiz. Kardes dedigimize kirginiz. 
Oysa yumruk atmayi birakip, bizi seyredip, gülen o kiza bakabilsek… Evet, bir bakabilsek… O zaman Ali´de olsak, Veli´de olsak, attigimiz her yumrugun aslinda aile birligimize ve sevgimize yapilan bir darbe oldugunu anlariz.

Canlar, bu hikayedeki ailenin soyismi Türkiye. Ali´nin diger adi Türk, Veli´nin diger adi Kürt… Evet, birlikte bir cok kavgaya girdiler… Evet, her ikiside dik kafali, mert ve cesurlugu ile nam saldi cümle aleme. Her ikiside can verecek kadar sevgiyle bagli bu aileye. Bir kardes diger kardesini hic bir zaman darda birakmamisti o güne dek. Her ikiside günahsizdi… O güne dek… Komsunun soyadi ise Amerika. Cok uzaklardan hemen yan eve kadar geldiler. Her iki kardesede kuyruk sallayip, onlarin birbirine olan sevgilerini unutmalarini sagladi. Iki kardesi birbirine kirdirarak, kavga etmelerini sagladi. Simdi o kiz bizim Ali ve Veli´ye ayri ayri gidip, pansuman yapayim diyor. "Yaralarini sarayim" diyor. 

Simdi hikayenin sonu icin iki ihtimal var. Eger Ali veya Veli ona yaralarini sardirirsa, o kiza dahada cok baglanacak. Aile belki de sonsuza dek bölünmüs olacak. Bir diger ihtimal ise iki kardesin birbirlerini ne cok sevdigini hatirlayip, kiza ”biz kendi yaramizi kendimiz actik, kendimiz kapatiriz” deyip, eski günlerine dönmeleri. Mutlu son hangisidir sizce?

Yüreginde kardes sevgisi olan canlara selamlarimla…

08.12.2010

Damlalar

Gözlerden akan damlalar birbirlerine ne cok benziyorlar degil mi?
Oysa bir o kadar farklilar...
Bazilari hüznü, bazilari ise sevinci simgeler...
Bazen bir kac damla akar gözlerinden, bazen göl olusur o damlalardan...
Insan bazen sevdigini kaybettigi icin döker o damlalari..
Bir sehidin anasi yavrusunun ardindan, o sehidin karisi kocasinin ardindan, cocugu ise babasinin ardindan ayirir o damlaciklari gözlerinden..
Törenin eline silah verip, "kardesini vur" dedigi bir agabeyin gözlerinden akar o damlalar silahi bacisina dogrulttugunda.. Isyan olup akar o damlalar o töre kurbaninin gözlerinden...

Ölüm dogurabiliyor yani o damlalari..
Dogurma eylemini gerceklestiren ölüm belkide herkesin, her seyin sonu degil, baslangicidir...
Ölüm dogumdan önce gerceklesebiliyor cünkü..
Önce insanlar ölür, sonra damlalar dogar rengi farketmeyen gözlerde...

Ölüm bir ayrilik bicimidir...
Ayrilik... Insan sadece ölümlü ayriliklarin ardindan mi akitir gözlerde olusan ve birbirine cok benzeyen o damlalari?
Ayrilik ölümle kisitlanabilse keske.. Ama gurbette ayirir insani insandan ve damlalari gözlerden... 
Veyaut Kader.. Belkide kader insanlari birbirinden ve damlalari gözlerden ayirabildigi icin keder kelimesine o kadar yakin...

Tabi ayriligin oldugu her yerde kavusmakta vardir...
Kavusmak... Sevdigine kavusmak... Özgürlügüne kavusmak.. Huzura kavusmak.. veya ölüme kavusmak... Kavusmalar da damlalara hükmediyor...

Eger Ayrilikta, Kavusmalarda gözlerde damlalar yaratabiliyorsa tek bir soru kaliyor: Fark nerede?
Hislerde! Sevgi, nefret, korku, mutluluk, üzüntü, kiskanclik, yalnizlik, sükranlik ve daha nice hisler... Her his, gözlerden akan damlalarin anasi babasi oluyor... Hislerin vatani yürekse, yürektir memleketi göz olan damlalari sürgüne yollayan..
 

05.12.2010

Aşk...

Hislerin Vatani dedik... O zaman hislerin en yücesi ile baslamak lazim.. Ask... Binlerce yildir onbinlerce sair milyonlarca siirde aski anlatmaya cabaladi... Bir laf vardir "Hic bir siir mükemmele ulasamaz" diye... Ask, Allahin yazdigi ve mükemmele ulasabilmis tek siirdir... Bende kendimce askin ne oldugunu anlatmaya calistim bir siirimde...


önce umursamazsin...
o var yada yok ilgilenmezsin..
sonra onu düsünmeye baslarsin o yokken..

"neden onu düsünüyorum?" diye sorarsin kendine..
cevabin "özlem" olur..
onu özledigini anlarsin..

sonra "neden onu özlüyorum?" diye sorarsin kendine..
bu sefer cevabin "ask" olur..
asik oldugunu ilk kendine itiraf edersin..
sonrada asik oldugun kisiye..

gün gelir askini ölcmeye kalkarsin..
"nereye kadar severim onu? " diye sorarsin kendine..
cevabin "ölüm" olur..
onsuzluk en cok ölüme benzer cünkü..

sonra sorunlar yasarsiniz..
onunla öyle ayriliklar yasarsinki, her biri ölümden aci gelir..
kavusmalar bile geri getiremez ayrilik vaktinde kaybolan zamani..

o önce senin hicbirseyindi..
simdi ise senin herseyindi..
hicbirseylikten herbirseylige giden kisa yolda aski tanirsin..
adim adim aski yasarsin..

gün gelir aski sigdiramazsin yüregine..
an gelir aski sigdiramazsin ömrüne..
ömür kisa gelir askina..
ölüm erken gelir askina..

sen hep birgün ölecegini düsünerek yasamistin..
simdi ölecegine inanmadigin bir aski tasiyorsun yüreginde..
ölümlü bir kalp ölümsüz bir sevdayi nasil tasiyabilirki?
belkide onlarca yildir sana aski anlatan herkes yalan söylüyordu..
insan belkide yüregiyle sevmiyordu..
cünkü yürek aski tasiyacak kadar güclü degildi..

ölümsüz aski ancak ölümsüz ruhun tasiyabilirdi..
askin memleketi yürek degildi.. ruhundu..
adim adim aski tanidin sonunda..
hicbirseyin herbirseyin oldugunda..

Hosgeldiniz

Merhaba canlar,

hayal kurmayi seven biri olarak sizinle beraber bir hayal kurmak istedim. Insanlar tarih boyunca farkliliklarinin farkina varip kendilerini dile, dine, irka, renge ve cinsiyete göre ayirdilar. Oysa insanlarin farkliliklarini yok eden bir sey var: Hisler. 

Insan farkli dili konussada, farkli inanca sahip olsada, farkli milletten olsada, farkli renkte olsada veya farkli cinsiyetten olsada ayni hisleri yasayabilir. O yüzden tüm farkliliklari köseye birakip hislerimizin bizleri birlestirmesini saglayalim. Hayalimiz bu olsun!

Hislerin Vatanina hosgeldiniz!